Showing posts with label festival. Show all posts
Showing posts with label festival. Show all posts

Tuesday, September 21, 2010

TORONTO: Endüstri kendine geldi.

Geçen sene festivallerde dağıtımcılardan çıt çıkmıyordu. Zar zor ayakta kalan birkaç dağıtımcı şirket elleri kolları bağlı otururken, elinde parası olan dağıtımcılar tek tük A list starlı, filmleri toparladılar. 


Ama bu sene Toronto'dan çok parlak haberler gelmeye başladı. Bağımsız piyasa dinamikleri normale dönüşmeye başladı. En sağlam, zengin ve başarılı dağıtımcı şirketler olan Fox Searchlight, Summit Entertainment, Focus Features, Sony Pictures Classics doğal olarak seçimlerini ağırdan alırken, daha ufak şirketler ön plana çıkma fırsatı buldu. İşte yapılan anlaşmaların özeti.


Weinstein Company sahipleri Harvey ve Bob Weinstein, kendi kurdukları Miramax şirketini Disney'den geri satın alamadılar. Miramax başka alıcılara gitti. Ama Harvey Weinstein ipin ucunu Toronto'da yakalamak için çok güçlü ataklar yaptı. Milla Jovovich'in oynadığı Dirty Girls ve Noah Taylor'lı Submarine filmlerini kapattı.


Beginners
Focus Mike Mills'in yönettiği Beginners'a imza attı. Filmde Ewan McGregor ve Inglorious Basterds'ın Melanie Laurent'ı rol alıyor. Focus filmin uluslarası dağıtımcılığını üstüne aldı. Filmi temsil eden UTA Independent Group ile Focus'un yaptığı anlaşma 2 milyon $lık bir P& ve film yapımcıları için elibol bir kar payı içeriyor. 


Focus Toronto'da It's Kind of a Funny Story'ye de el attı.


Sony Pictures Classics Barney's Version ve Incendies filmleriyle anlaşma yaptı. Sony düşük fiyatlara verdiği tekliflerden bu yıl da taviz vermedi.


IFC bütçeleri genelde 250.000$'ın altında olmasına rağmen Super için çıtayı 7 rakamlı sayılara çıkardı. IFC ayrıca Peep World ve Herzog'un 3 boyutlu belgeseli Caves of Forgetten Dreams'i satın aldı.


Passion Play














Image Entertainment Mickey Rourke, Bill Murray ve Megan Fox'un oynadığı Passion Play'e 7 rakamlı bir yatırımla girişti. Filmde Rourke, mafyanın (Murray) peşinde olduğu şanssız bir jazz trompetçisini, Megan Fox da kanatlı bir sirk oyuncusunu canlandırıyor.


Roadside Attractions yüksek profilli bağımsızlara el atmak için Lionsgate'le ortaklığa girişti. Robert Redford'un yönettiği The Conspirator ve Will Ferrell'ın oynadığı drama Everything Must Go'yu satın aldı. Roadside'ın alabileceği risk limitli olsa da Biutiful ve I Love You Phillip Morris için P&A yatırdı.  Bu adımlarla şirketin statüsünü de bir adım yükseltmeyi amaçlıyor.


Lionsgate Roadside ortaklığı yanında bu yıl Oscar oyununa Nicole Kidman'ın Rabbit Hole filmiyle girecek. Ayrıca geçen senenin Precious değerinde bir film ararken, Gary Ross'un yönettiği The Hunger Games serisini satın aldı.


Beautiful Boy
Michael Bay ortaklı Anchor Bay Films festivalden en iyi film ödülünü kapan Beautiful Boy'u satın aldı. Ayrıca A Horrible Way To Die ve Meet Monica Velour'u da listesine ekledi. Anchor Bay DVD dağıtımındaki başarısının üstüne bir de teatral dağıtımda da neler yapabileceğini bu filmlerle kanıtlayacak.


Rare Exports: A Christmas Tale
Oscilloscope Laboratories birçok projeyi listesine ekledi. Ama en çok Meek's Cutoff, Rare Exports: A Christmas Tale ve James Franco'nun belgeseli Saturday Night üzerinde yoğunlaştı. Bir kış filmi olan Rare Exports Noel baba hikayesine marjinal yaklaşımıyla çok dikkat çekeceğe benziyor.


Magnolia I'm Still Here'i önceden satın almıştı ve Toronto'da gösterimini yaptı. Bunu üstüne, I Saw The Devil filmini DVD dağıtımı için satın aldı. 

Gerçekler: Festivallerin altında yatan asıl amaç pek de sanatsal değil

Film festivalleri sinemacılar ve izleyicilere göre prestijin ve ödüllerin havada uçuştuğu, 'sanat için' film yapanların kırk yılda bir starlık konumuna yükseldiği, büyük kitleleri bayan, eleştirmenleri ayan entel filmlerin gün yüzü gördüğü yerler. Sonuç olarak film festivallerinde herkesin en çok önemsediği şey filmin 'sanat' olarak değerinin ön plana çıkması. Değil mi?

Hiç de öyle değil işte. Özellikle büyük abiler olan Cannes, Toronto, Venice ve Sundance festivalleri, aç bilaç dolaşan, üç kuruşa çekilmiş, stüdyo sisteminin yağından balından uzak bağımsız filmlerin bir dağıtımcının aklını çelmeye çalıştıkları yerler. Yönetmeninden yapımcısına, oyuncusundan yazarına bağımsızlar, festivale uğrayacak paralı babaların gözüne girmek, iki çift laf edip lobi yapmak, iki arada bir anlaşma ayarlamak için dört dönüyorlar. Bağımsızlar, kısmetse bir DVD home-video veya TVanlaşması, şanslıysa limitli sinemalarda dağıtım, eğer bir mucize olursa da uluslarası wide release kapmaya çalışıyorlar.


Bu savaşı veren sadece adsız filmcilerin çalıştığı projeler de değil üstelik. Festivallerin kırmızı halıları, Brad Pitt'ler, Angelina Jolie'ler, Megan Fox'larla doluyor. Onlar da milyon dolarlık stüdyo filmlerinin yanında, neredeyse ağız tokluğuna çalıştıkları ufak fimlerin promosyonunu yapmak için ortaya çıkıyorlar. Nitekim isimlerinin popülerliği, filmlerinin düzgün bir dağıtım anlaşması kapatması için bir garanti değil. Oyunculuk değeri ve prestij için başkoydukları bu 'tutku' projelerinin gişe rekorları kırmayacağı kesin olsa da, tamamen de sefil bir şekilde piyasadan ayrılmasını kimse istemiyor tabi.

Tabi ki festivallerde herkesin paragöz olduğunu iddia etmek yanlış olur. Birçok sanat yönetmeni festivalden festivale dolaşarak, sanatsal istikrarını koruyarak, büyük kitlelere ulaşma hırsı olmadan kariyerini sürdürüyor. Ama baba parası yemediği sürece herkesin yaşamını sürdürmesi de gerekiyor. Bütün bağımsız filmcilerin bir sonraki projelerini gerçekleştirmek için yatırımcılara ihtiyacı var. Ve festivaller sponsor avına çıkılacak en verimli yerler oluyor.

Son birkaç yılda özellikle, cebinde parası olanlar da kolay kolay kar getirmeyecek bağımsız filmlere yatırım yapmaktan uzak duruyorlar. Ekonominin yerlerde sürünmesi sonucu, en büyük bağımsız dağıtımcı şirketleri teker teker kapandı, yapımcı şirketlerin çoğu yokoldu, ya da cebime girecek kadar ufaldılar. Bu yüzden zar zor bir şekilde para bulunup çekilen bağımsız filmlerin asıl başarısı bir dağıtımcı bağladıklarında ortaya çıkıyor.

Bu iç karartıcı gerçekler bir yana, kara bulutlar yavaş yavaş açılıyor. Bunun da haberini vermek lazım. 2010 sonbaharında Toronto'dan son derece pozitif haberler geldi. Uzun süreden beri ilk defa bir film festivalinde birçok dağıtımcı anlaşması yapıldı. Hem de gayet düzgün anlaşmalar. Bağımsızların dağıtımcı anlaşmalarının detaylarına ayrıca gireceğim. Toronto'dan haberleri de yakında yayınlayacağım.