Thursday, December 23, 2010

Bilbord'dan Al Haberi: TRUE GRIT

TRUE GRIT'in, Joel & Ethan Coen'ın en iyi filmlerinden biri olduğu şimdiden konuşuluyor. 1969'daki aynı isimli orjinal filmden uyarlama western bu Çarşamba gösterime girdi. Film Christmas sezonunda TRON, LITTLE FOCKERS, GULLIVER'S TRAVELS gibi filmlerin en büyük rakibi.

Sunset Boulevard üzerinde TRUE GRIT bilbordu
Aynı bilbordun gece görünümü

1969 yapımı True Grit de başlı başına bir efsane olarak hatırlanıyor. Özellikle John Wayne, Glen Campbell, Dennis Hopper, Kim DarbyJeremy Slate, Jeff Corey ve Robert Duvall gibi isimlerin bulunduğu oyuncu kadrosuyla.

Monday, December 20, 2010

FRAGMAN: HANNA

Geçen yıl THE LOVELY BONES filmiyle, küçük mavi gözleri, saydam soluk cildi ve karakterli oyunculuğuyla yüzü akıllarda kalan 16 yaşındaki oyuncu Saoirse Ronan, 2011'de gösterime girecek HANNA'da başrolde oynuyor. 

Filmin fragmanının daha ilk dakikasında çok heyecanlandım. Çünkü yönetmen Joe Wright, son yıllarda yaptığı romantik dramalarla (Pride&PrejudiceAtonement) isim yapmıştı. Hatta Saoirse Ronan ile ilk kez Atonement filminde çalışmıştı. Joe Wright genç oyuncuyu şimdi gerilimli bir aksiyon filminde yönetiyor. Ronan, babasının bir ölüm makinası olarak yetiştirdiği ve normal  bir hayata adapte olmayı reddeden Hanna'yı oynuyor. Filmin diğer başrol oyuncuları Eric Bana ve Cate Blanchett.

Fragman bana göre hikaye hakkında biraz fazla şey söyleyen cinsten. 'Filmi seyretmiş kadar olduk' sınırında. Ama yine de filmin tamamını görmek için yeteri kadar motivasyon yaratıyor. Buyrun:


Sunday, December 19, 2010

Bilbord'dan Al Haberi: YOGI BEAR- AYI YOGİ

Sunset Boulevard üzerinde Ayı Yogi bilbordu


YOGI BEAR cuma günü Amerikan sinemalarında gösterime girdi. Prodüksiyon bütçesi mütevazi bir 80 milyon dolar olan film, ilk hafta sonunu tahmini 16,7 milyon dolar gişeyle kapatacak. Yogi Bear'in dünya gişelerinden gelecek rakamları ise henüz belli değil. Ayı Yogi aynı kulvarda oynayan TANGLED'ın (43 milyon dolar) ilk haftasonuna göre çok daha düşük bir açılış yaptı. Ama tatil dönemi boyunca ve dünya çapında gelecek izleyicilerle, yeni yılda gişeleri makul bir rakamla kapatması bekleniyor. 

Bilbord'dan Al Haberi: HOW DO YOU KNOW

Bu cuma gösterime giren HOW DO YOU KNOW filminde Paul Rudd, Reese Witherspoon, Jack Nicholson ve Owen Wilson rol alıyor. Film komedi ustası, Simpsons babası James L. Brooks'un uzun bir aradan sonra yazdığı ve yönettiği ilk romantik komedi. 2007'de yaptığı SIMPSONS FILMI'ni saymazsak, Brooks en son Adam Sandler'lı SPANGLISH (2004) ve ondan önce de Jack Nicholson'lı AS GOOD AS IT GETS'i yazmış ve yönetmişti. 

James L. Brooks bir efsane olmasına rağmen yeni bir film yaparken verdiği kararlara karşı çok hassas olduğunu ve eleştiriye hiç tahammül edemediğini itiraf eden bir sinemacı. Aslında filmlerini kendi cebinde finanse edecek kadar parası olmasına rağmen, yine de her seferinde gişelerde başarısız olma endişesi yaşadığını söylüyor Brooks.

La Brea ve Fountain Ave kesişiminde HOW DO YOU KNOW bilbordu.

Film, bu cuma beraber gösterime girdiği iki büyük başlık TRON ve AYI YOGI'ye alternatif, 'counter-programming'i oluşturuyor. Yani aksiyon veya çocuk programını tercih etmeyecek bayan ağırlıklı izleyici kesimini hedefliyor. Brooks'un gişe endişelerinin üstüne tuz biber ekecek şekilde, 120 milyon dolar bütçesi olan filmin hafta sonu gişesi şimdilik 7,6 milyonda kaldı. Buradan ancak uzun vadede ve dünya gişeleriyle bütçesini çıkartacak gibi gözüküyor.

Saturday, December 18, 2010

DEDİKODULAR: Neill Blomkamp'in yeni filminin esrarengiz teaser vidyosu

DISTRICT 9 yönetmeni Neill Blomkamp'in yeni projesi ELYSIUM ile ilgili yeni gelişmeleri geçtiğimiz hafta yazmıştım. Bu hafta ise bir süredir etrafta dolaşan gizemli bir YouTube vidyosu buldum. Wired dergisinin iPad uygulamasında saklanan bu vidyo tabiki gizli saklı kalmayıp, viral olarak dağılmaya başlamış bile. Bütçesi küçük, gişesi büyük District 9'ın da son derece gizemli bir marketing kampanyası ile buzz yarattığını hesaba katarsak, bu rahatsız edici, tuhaf ve soru işaretleri yaratan vidyonunu arkasında Neill Blomkamp'in olması gayet mümkün.


Bilbord'dan Al Haberi: TRON LEGACY

Disney Stüdyolarından çıkan TRON LEGACY'nin marketing kampanyası aylardan beri her koldan seyircilerin bilinç altını '17 Aralık'ta gösterime girer girmez bu filmi görmeliyim' mesajları ile dolduruyor. Tron'un posterleri şehrin en büyük bilbordlarını süslüyor, filmin görsel şölenine iştah açıcı bir şekilde davet ediyor. 

Tron'un Los Angeles'taki en büyük bilbord çalışması 8570 Sunset Bulvarı binasının yan duvarını kaplayan poster. Poster gündüz normal dururken, gece ışığında parlıyor ve simsiyah arka fon üzerinde TRON yazısı 3 boyutlu ortaya çıkıyor. İşte arabayla yanından geçerken çektiğim resimler. 

Tron bilbordu. Sunset Bulvarı.

Friday, December 17, 2010

Bilbord'dan Al Haberi: THE TOURIST- TURİST

İki büyük yıldız yan yana gelince her zaman barışmıyorlar. Buna en iyi örnek Johnny Depp'le Angelina Jolie'nin fanlarının heyecanla beklediği THE TOURIST filminin bir hayal kırıklığı olması. Filmin eleştirmenlerden aldığı notlar yerlerde sürünüyor. Rotten Tomatoes puanı %21. Genel görüş Johnny ile Angelina'nın inandırıcı bir çift olmadıkları yönünde. Johnny Depp, şaşkın tavırları, mütevazi espirileri, şaklaban halleri ile Angelina Jolie'yi güldürüyor. Ama o gülümseme samimiyet ve içtenlikle değil, soğuk bir acıma ve sempati duygusuyla Angelina'nın dudaklarına kondurulmuş gibi duruyor. 

Sonuç olarak film 10 Aralık'ta ilk haftasonunu acınası bir 16.5 milyon dolar ile açtı ve bugün ikinci haftasına 22.1 milyon ile giriyor. Bütçesi 100 milyon dolarda duran THE TOURIST, zamanla ve dünya gişelerinin toplanmasıyla parasını çıkaracak mutlaka, ama iç açıcı bir izlenim bırakamadan.

La Brea Avenue üzerinde The Tourist bilbordu

The Tourist'in Metro Rapid Devlet Otobüsü üzerindeki reklamı


Sony'nin TURİST'i ile ilgili ilginç olan nokta, sürpriz bir şekilde 3 tane Altın Küre adaylığı alması: En İyi Komedi veya Müzikal Sinema Filmi (filmin oturtulduğu kategorinin tuhaflığına dikkat çekerim), En İyi Kadın ve Erkek Oyuncu dallarında. Deadline Hollywood'dan Pete Hammond, The Tourist ve ödül kelimelerinin aynı cümlede bir daha telaffuz edilmeyeceğini garanti ediyor. Peki nasıl oldu da film bir sürü Altın Küre adaylığı aldı böyle?

TURİST, Altın Küre oylamalarını yapan Hollywood Foreign Press Association'ın oylarını teslim etmenden önce en son seyrettikleri filmlerden biri olmuş. Bu da film gösterime girip, kötü eleştiri yağmuruna tutulmadan tam birkaç gün önce gerçekleşmiş. HFPA, ödül törenine katılıp, ratinglere göz kırpacak Johnny Depp ve Angelina Jolie'ye bayıla bayıla oy vermekle kalmayıp, bir de filmin kategorisini Dramdan, Komedi veya Müzikale çevirmiş. Film bu dalda yine Sonyi'den BURLESQUEDisney'den ALICE HARİKALAR DİYARINDA, Summit'ten RED, ve Focus Features'dan THE KIDS ARE ALRIGHT (ki kazanan aday büyük ihtimalle bu olacak) fimlerine karşı yarışacak.

(Altın Küre adaylarının tam listesi.)


Kaynaklar
Rotten Tomatoes
Box Office Mojo
Deadline Hollywood

ALTIN KÜRE adayları tam liste

68. Altın Küre ödülleri 16 Ocak 2011'de gerçekleşecek. İşte adayların tam listesi.

1. 
EN İYİ FİLM – DRAM
BLACK SWANProtozoa Pictures & Cross Creek Pictures & Phoenix; Fox Searchlight Pictures
THE FIGHTERParamount Pictures and Relativity Media; Paramount Pictures and Relativity Media
INCEPTIONWarner Bros. Pictures UK LTD.; Warner Bros. Pictures
THE KING’S SPEECHSee-Saw Films and Bedlam Productions; The Weinstein Company
THE SOCIAL NETWORKColumbia Pictures; Sony Pictures Releasing
2. EN İYİ KADIN OYUNCU – DRAM
HALLE BERRY, FRANKIE AND ALICE
NICOLE KIDMAN, RABBIT HOLE
JENNIFER LAWRENCE, WINTER’S BONE
NATALIE PORTMAN, BLACK SWAN
MICHELLE WILLIAMS, BLUE VALENTINE
3. EN İYİ ERKEK OYUNCU– DRAM
JESSE EISENBERG, THE SOCIAL NETWORK
COLIN FIRTH, THE KING’S SPEECH
JAMES FRANCO, 127 HOURS
RYAN GOSLING, BLUE VALENTINE
MARK WAHLBERG, THE FIGHTER
4. EN İYİ FİLM – KOMEDİ VEYA MÜZİKAL
ALICE IN WONDERLANDWalt Disney Pictures; Walt Disney Studios Motion Pictures
BURLESQUEScreen Gems; Sony Pictures Releasing
THE KIDS ARE ALL RIGHTAntidote Films, Mandalay Vision, Gilbert Films; Focus Features
REDdi Bonaventura Pictures; Summit Entertainment
THE TOURISTGK Films; Sony Pictures Releasing
5. EN İYİ KADIN OYUNCU – KOMEDİ VEYA MÜZİKAL
ANNETTE BENING, THE KIDS ARE ALL RIGHT
ANNE HATHAWAY, LOVE AND OTHER DRUGS
ANGELINA JOLIE, THE TOURIST
JULIANNE MOORE, THE KIDS ARE ALL RIGHT
EMMA STONE, EASY A
6. EN İYİ ERKEK OYUNCU - KOMEDİ VEYA MÜZİKAL
JOHNNY DEPP, ALICE IN WONDERLAND
JOHNNY DEPP, THE TOURIST
PAUL GIAMATTI, BARNEY’S VERSION
JAKE GYLLENHAAL, LOVE AND OTHER DRUGS
KEVIN SPACEY, CASINO JACK

OSCAR: Chicago eleştirmenlerinin Oscar tahminleri

EN İYİ FİLM
Black Swan
Inception
The King’s Speech
The Social Network
Winter’s Bone

EN İYİ YÖNETMEN
Darren Aronofsky, Black Swan
David Fincher, The Social Network
Debra Granik, Winter’s Bone
Tom Hooper, The King’s Speech
Christopher Nolan, Inception

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Jeff Bridges, True Grit
Jesse Eisenberg, The Social Network
Colin Firth, The King’s Speech
James Franco, 127 Hours
Ryan Gosling, Blue Valentine

EN İYİ KADIN OYUNCU
Annette Bening, The Kids Are All Right
Jennifer Lawrence, Winter’s Bone
Lesley Manville, Another Year
Natalie Portman, Black Swan
Michelle Williams, Blue Valentine

Thursday, December 16, 2010

KOMEDİ USTASI BLAKE EDWARDS vefat etti

Bugün seyretsem, gülmekten hala karnıma ağrılar sokan klasikleşmiş komedi filmlerini saymaya başlayınca arkasından çıkan isim hep Blake Edwards olur. Peter Sellers'lı Pembe Panter serileri, The Party, Audrey Hepburn'lü Breakfast At Tiffany's (Tiffany'de Kahvaltı,) Jack Lemmon ve Tony Curtis'li The Great Race (Büyük Yarış), Julie Andrews'lu Victor/ Victoria ve 60 üzeri başlığa imza attı Edwards.

Edwards son yıllarında, Pembe Panter serisinin yeni yapımlarına katkıda bulunmakla birlikte, eski filmlerinin gösterimlerine konuk konuşmacı olarak katılıp, seyircilerin sorularını mutlulukla cevaplıyordu. Bu konuşmalardan birine 2006 yılında ben de katılma fırsatını bulmuştum. Edwards, yaşlı bedenine rağmen, keskin zekası ve güçlü hafızasıyla verdiği espirili cevaplarla seyirciyi gülmekten kırıp geçirmişti. Blake Edwards, 88 yaşında, dün gece Santa Monica'da, zatürreden kaynaklanan komplikasyonlardan dolayı vefat etti. Geriye bizi yıllarca idare edecek onlarca film bıraktı. 

Wednesday, December 15, 2010

OSCAR: En iyi şarkı dalının ilk 41 adayı belli oldu

83. Oscar Ödüllerinin en iyi şarkı dalının ön adayları seçildi. İşte Akademi'nin yaptığı resmi anonsun bir çevirisi:

" 6 Ocak'ta her şarkının kullanıldığı birer klip Akademi'nin Müzik Kolu üyelerine gösterilecek. Gösterim sonrasında şarkılar avaraj puanlama sistemi ile değerlendirilecek ve şarkılar 8.25 üzeri puan alamayan şarkıların adaylığı son bulacak. Eğer bu skora sadece bir şarkı ulaşabilirse, bu şarkı ve onu en yüksek skorla takip eden ikinci şarkı Oscar'a aday olacak. İkiden fazla şarkı bu 8.25 puanı geçerse en yüksek skoru alan ilk 5 şarkı törene gidecek. Gösterime katılamayan üyeler için kliplerin birer DVDsi yapılacak ve evlerinden oy veren üyelere bu DVD gönderilecek. 

Akademi kurallarına göre, bir filmden maksimum iki şarkı Oscar'a aday olabiliyor. Eğer bir filmden birden fazla şarkı yüksek puan alırsa, en yüksek puanı alan iki şarkı Oscar'a aday olacak.

Oscar adaylığı için şarkılarda söz ve müzik olması, bu iki elemanın da tamamen orjinal olması ve özellikle kullanıldığı film için yazılmış olması zorunlu. Hem sözlerin, hem de müziğin net duyulan, anlaşılır bir şekilde filmin içerisinde veya film sonu akan kredilerin başında kullanılması zorunlu.

Akademi Ödül'ü adayları 25 Ocak, 2011'de sabah 5.30'da Samuel Goldwyn Theater, Los Angeles'ta açıklanacak.

Akademi Ödülleri 27 Şubat 2011'de Kodak Theater'da gerçekleşecek. Program ABC Television Networks'te yayınlacak. Ayrıca dünya çapında 200 kanalda da gösterimi yapılacak. "

Buyrun ilk 41 orjinal şarkının ve hangi film ile aday olduklarının listesi.

* "Alice" - "Alice in Wonderland"
* "Forever One Love" - "Black Tulip"
* "Freedom Song" - "Black Tulip"

Tuesday, December 14, 2010

FRAGMAN: RANGO

KARAYİP KORSANLARI yönetmeni Gore Verbinski, serinin 4. filmini Rob Marshall'a teslim edip, bir animasyon projesine imza atıyor. Nickelodeon Movies ve Paramount ortaklığıyla gerçekleştirilen, 4 Mart 2011'de gösterime girecek filmde, Karayip'in Jack Sparrow'u Johnny Depp, sesini şapşal bukalemun RANGO'ya veriyor. Vahşi Batı'nın Meksika ayağında geçen hikayede, korkak bir bukalemun şans eseri bir kahramana dönüşüyor ve kasaba halkını azılı suçlulardan korumak zorunda kalıyor.

İşte RANGO'nun bir 50 saniyelik teaserı bir de 2 dakikalık fragmanı.





Şimdi işin gerçeklerine gelelim. Hikayenin arka planının Meksika'ya dayanmasının, karakterlerin İspanyol aksanıyla konuşmasının sebebi, Hollywood'un yeni gişe stratejilerinden biri. Öyle ki Amerikan nüfusunun sinema izleyicilerinden en sık bilet alan etnik grup Hispanik grup. MPAA istatistiklerine göre Hispanik grup Amerikan nüfusunun %15'ini oluştururken, sinema izleyicileri nüfusunun %17'sini oluşturuyor. Amerika'daki seyirciler 2009'da ortalama 6.5 film seyretmişler. Hispanik seyirciler arasında ise bu sayı ortalama 8.

Hispanik grubun sinema bileti almasıyla orantılı olarak, bu gruba yönelik blockbusterların sayısı son 3 yılda gittikçe artıyor. Rango'yu de bu kategoriye koymak mümkün.

Kaynaklar:
MPAA

Rango The Movie

Gerçekler: THE BLACK LIST- KARA LİSTE

Şimdi bahsedeceğim Kara Liste, Komünizm korkusundan Amerikan halkının tir tir titrediği dönemde sosyalist sinemacıların isimlerinin yazıldığı, birliklerden atılmalarına, işsiz kalmalarına, işlerini korumak için de dostlarını ispitlemelerine sebep olan Kara Liste değil. 

Bu Kara Liste 2004'te yapımcı Franklin Leonard tarafından başlatılan ve o yıl bir şekilde sözü geçmesine rağmen gözardı edilmiş, yapıma veya gösterime girmemiş senaryoların listesi. 

Black List'in hikayesi tam olarak şöyle. Yapımcı Franklin Leonard masasına gelen yüzlerce senaryo içinden, kayda değer 10 tanesini ayıklayıp bulabilmek için saatlerini harcarken ve bu kaliteli senaryoların bazıları da sistemin temposu içerisinde unutulup giderken, aklına şöyle fikir geliyor. Leonard, şehirde tanıdığı ve fikrine güvendiği 75 yapımcı, menajer, agent ve asistandan 2004 yılı içinde okudukları ve beğendikleri, ama yapıma girmemiş senaryolardan 10 tanesini ona göndermelerini istiyor. Eline geçen bu listeden Leonard oylama sırasına göre senaryoları düzenliyor ve bu 75 kişiye ful listeyi geri gönderiyor. Listeye de, o dönem aklına ilk gelen ismi veriyor. Aslında Liste'nin 'Kara' olmasının sebebi, Leonard'ın Hollywood'un nadir siyahi yapımcılarından olması. Ama Black List, rengine ruhuna bakılmadan, Leonard'ın hiç tahmin etmediği bir şekilde ertesi günü viral olarak şehrin her yerine dağılıyor. Bu noktadan sonra Leonard Kara Liste'yi bir gelenek haline getiriyor. 



Her yıl, Aralık'ın ikinci Cuma günü, Black List'in davetli üyeleri, en beğendikleri 10 senaryonun başlıklarını ve senaryoların kopyasını The Black List sitesine özel şifreleriyle girerek yüklüyorlar. 75 kişiyle başlayan Kara Liste'ye 2009'da 300 kişi fikirleriyle katkıda bulundu. 2004'ten beri birçok proje, raflarda tozlanmaktan kurtulup gün ışığı gördü. Hatta 2005'te Kara Liste'ye giren Diablo Cody'den JUNO ve Nancy Oliver'dan LARS AND THE REAL GIRL, 2008'de en iyi özgün senaryo Oscar'ına aday oldular ve Juno ödülü eve götürdü. Scott Neustader ve Michael Weber'ın 500 DAYS OF SUMMER'ı da kara listeden yapıma terfi eden, sonrasında Golden Globe'lar da dahil olmak üzere bir çok ödüle aday olan bir proje oldu. 

2010'un Kara Listesi ise dün açıklandı. The Black List, yaptığı resmi anonsta bu yıl 290 üstü üyenin katıldığı listeye giren 76 senaryonun her birinin en az 5 kere oy almış olduğunu açıkladı. Listenin başında bu yıl, 49 oyla, Wes Jones'un yazdığı COLLEGE REPUBLICANS oturuyor. Gerçek olaylardan esinlenen hikaye, genç politikacı Karl Rove'un, 'Milli Üniversiteli Cumhuriyetçi' partisinin başına geçmek için yaptığı usulsüz kampanyayı anlatıyor.

Listedeki 76 senaryo bir web sitesinden indirilebilirken, FOX'un dava açma tehditleri üzerine, senaryolar siteden kaldırıldı. FOX'un gerekçesi ise, stüdyoların satın aldıkları, projelendirdikleri ve gizli kalması gereken en az 6 senaryonun bu listede olması. Bir takım web sitelerinde stüdyoların sahip oldukları senaryoların kolayca indirilebilmesi  ve endüstride çalışan çalışmayan herkesin üzerinde telif hakkı bulunan bu çalışmalara ulaşabilmeleri bir 'Senaryo korsanlığı' oluyor. Stüdyolar ise bu konuda artık daha agresif olacaklar gibi gözüküyor.



Kaynaklar: 

Monday, December 13, 2010

DEDİKODU: Pamuk Prenses'in cadısı olmak için Julia Roberts ve Charlize Theron yarışıyor

2010'un sonuna yaklaşılırken iki ayrı Pamuk Prenses projesi Universal ve Relativity'nin masalarında harıl harıl değerlendirilmekte. Universal'ın elindeki senaryo Snow White and the Huntsman için Charlize Theron'un Kötü Cadı rolüne göz diktiği söyleniyor. Universal'a rakip, Relativity ise elindeki The Brothers Grimm: Snow White için Kötü Cadı rolünü Julia Roberts'a teklif etmiş görünüyor. Bu projelerin ikisi de çok hızlı hareket ediyor ve hangisi gerçekten hayata geçecek, çekimleri yapılacak ve gösterime girecek, hangisi için mutlu son gerçekleşecek 2011'de göreceğiz.

Charlize Theron ve Julia Roberts 

Gelelim işin gerçeklerine... Hollywood'da birbirine çok benzer iki senaryonun aynı anda gelişmeye başlayıp, yapımı tamamlanıp, sonra da kısa aralıklarla gösterime girmesi az rastlanan bir durum değil. Yani bu şehirde sanki kimsenin birbirinden haberi yokmuş, görünmez kazaya uğranmış gibi, bu ikiz senaryolar arada bir piyasaya çıkar. Seyirci de bunlardan daha çok tantana yapanı, bol reklama yükleneni tercih eder ve diğer proje arada kaynar. Bunun yakın zamandaki en son örneği Paul Blart: Mall Cop, ve Observe And Report filmleriydi. İkisi de bir AVM Güvenlik Memuru'nun etrafında geçen komedilerden Paul Blart önce gösterime girdi. Başarılı bir reklam kampanyasıyla, gişeleri silip süpürdü. Paul Blart'tan birkaç ay sonra gösterime giren Observe and Report, daha zekice bir kara komedi olmasına rağmen gişeleri boynu bükük terketti.

AVM Güvenliği 2009'da komedi filmlerinin klişeleşmiş yeni kahramanı haline geldi

FRAGMAN: THE RITE (AYİN)

Anthony Hopkins her yıl mutlaka bir korku projesiyle en çok yakıştığı janraya bir film daha ekliyor.  Hopkins'in yeni filmi, bir şeytan çıkarma hikayesi. THE RITE (AYİN) 28 Ocak 2011, Amerika'da gösterime girecek. Filmin yönetmeni İsveçli Mikael Hafstrom ise, Stephen King adaptasyonu 1408 ile Hollywood endüstrisine kabulü için Green Card'ını almıştı. The Rite, Matt Baglio'nun aynı adlı romanından uyarlanma, Contra Film, Fletcher & Company ve New Line Cinema'nın paketlediği bir film.

Buyrun The Rite fragmanı.



İşin gerçeklerine gelince, endüstri her yıl mutlaka bir şeytan çıkarma filmini piyasa sürmeyi başarıyor. Seri katiller, hayaletler, doğa üstü güçler, korku komediler bir yana, Exorcism, yani şeytan çıkarma, prestij korku kategorisine giriyor. Dini ve psikolojik temalı ya da literatürden uyarlanmış korku filmlerini 'prestijli' yapan şey saygınlık oranı düşük olan bir janra içerisinde saygınlığa sahip olabilen tek tip korku olmaları. Her dönem prestijli oyuncuların kadrosuna katılmayı kabul ettiği, yazar ve yönetmen ekibinin saygın isimlerden toplandığı bir prestij korku filmi paketleniyor, yapımı tamamlanıyor ve genellikle de yılbaşı sonrası gösterime giriyor. Bunların çoğu oyuncularına rağmen unutulup giderken bazıları tarih yazan filmler olurlar. Bunun klasik örnekleri tabi ki Rosemary's BabyThe Exorcist (Şeytan), The Shining, Carrie, Dracula gibi filmler. The Rite'ın prestij korku olma yönündeki amacı ortada. Ama filmin klasikleşen bir korku filmi olup olamayacağını pek yakında tahmin edebileceğiz.

TAZE HABER: İLK OSCAR ÖDÜLÜ SUNUCULARI BELLİ OLDU


83. Oscar ödül töreninin Anne Hathaway ve James Franco tarafından sunulacağı belli olmuştu. Yavaş yavaş diğer sunucular, ödül teslim edecek isimler de belli olmaya başladı. Listeye ilk eklenen isimler: Halle Berry, Jeff Bridges, Sandra Bullock, Marisa Tomei ve Oprah Winfrey. Ödül töreninin yapımcıları Bruce Cohen ve Don Mischer isimleri bu sabah açıkladı. 

Tören 27 Şubat 2011'de gerçekleşecek.

Friday, December 10, 2010

Box Office: 'Black Swan' sürprizi

Boyu küçük kendisi büyük bağımsız film BLACK SWAN ilk haftasını olabilecek en mütevazi sayıda, sadece 18 sinema ekranında açtı. 18 sinema ekranından ilk haftasonunda film 1.44 milyon dolar topladı. 

Dağıtımcı şirket FOX Searchlight'ın ağzının kulaklarında olması çok doğal. Oyuncu kadrosunun alınlarında blockbuster yazmasına rağmen, bu korkulu bale filminin gişe potansiyelinin genel seyirci için son derece düşük olacağı tahmin ediliyordu. Searchlight, klasik bir dağıtım taktiğiyle filmi önce limitli sayıda salonlarda açtı. Filmi aylardır seyretmeyi bekleyen ufak bir fan grubu zaten vardı. Onlar sinemaları daha ilk günden doldurdular ve sinemadan çıkar çıkmaz başladılar filmi övmeye. Filmi klişe ve sıkıcı bulanlar bile tam anlamıyla yerden yere vuramadı. Kulaktan kulağa dolaşan pozitif seyirci görüşleriyle ilk haftasonunda film, kendi kapasitesinin çok üstünde bir gişe yaptı böylece.

Natalie Portman- Black Swan

13 milyon dolar bütçeli Black Swan bugün tam bir haftasını tamamladı ve hafta içi gelirleriyle birlikte gişesi 2.28 milyona ulaştı. Filmin bu noktadan sonra hala 200'ün altında sinemada mı kalacağını, yoksa yavaş yavaş yaygın dağıtıma mı açılacağını önümüzdeki haftanın rakamları belirleyecek. 

Yönetmen Aronofsky'nin bir önceki filmi The Wrestler'ın istatistikleri ile karşılaştırılırsa, bol Oscar adaylı filmin 5. haftasında ulaştığı rakama Black Swan ilk haftasonunda ulaşmış durumda. The Wrestler da 2008 Aralık ayında, tam Oscar sezonunun kızıştığı dönemde vizyona girmişti. Açılışından 6 hafta sonra, Oscar adaylığı belli olduktan ve ödülleri topladıktan sonra, yaygın dağıtımla 722 sinema salonuna kadar açılmıştı. The Wrestler toplamda 26.24 milyon, dünya çapında 44.7 milyon dolarla gişe faslını kapatmıştı. 

Black Swan da şimdiden Oscar antenlerini yakmış, yaygın dağıtıma kendine güvenir bir şekilde hazır bekliyor. 

OSCARLAR: Görsel Efektler için ilk 15 aday belli oldu


Ocak başında Akademi'nin Görsel Efekt Bölümünün üyeleri bu listeyi 7 adaya indirecekler. 20 Ocak'a kadar bu üyeler, yedi filmin her birinden 15'er dakikalık birer bölüm izleyip törene kalacak 5 adayı belirleyecekler. Oscar adaylarının tam listesi 25 Ocak'ta açıklanacak. Ödül töreni ise 27 Şubat'ta, Kodak Theater'da gerçekleşecek.

“Alice in Wonderland”
“The Chronicles of Narnia: The Voyage of the Dawn Treader”

“Clash of the Titans”

“Harry Potter and the Deathly Hallows Part 1”

“Hereafter”

“Inception”

“Iron Man 2”

“The Last Airbender”

“Percy Jackson & the Olympians: The Lightning Thief”

“Prince of Persia: The Sands of Time”

“Scott Pilgrim vs the World”

“Shutter Island”

“The Sorcerer’s Apprentice”

“Tron: Legacy”

“Unstoppable”

FRAGMAN: REAL STEEL

Hollywood seyirciye ne satacağını, seyirciyi nasıl parasıyla sinema salonlarına taşıyacağını şaşırmış durumda. Bunu biliyoruz. Ama arada bazen öyle projeler çıkıyor ki, milyar dolarlık bu endüstriyi yürüten kelli felli amcaların karar verme mekanizması insanı şaşırtıyor.

Endüstride yeni bir senaryo konseptini tasvir etmek için kullanılan bir dil vardır. " X meets Y." Yani iki tanınmış, daha önce yapılmış, satılmış konseptin birbiriyle çakışmasından çıkan 3. bir fikir. Bazı projeleri bu şekilde tarif etmeyi uygun görebilir Hollywood'cular ama çoğunlukla yaratıcılık konusunda hor görülen bir tasvir şeklidir bu.

Şimdi karşımıza çıkan bu yeni Hugh Jackman filmi ise bırak iki konsepti, son 5 yılda gösterime giren bütün blockbuster Hollywood filmlerinin bir sentezi gibi duruyor. Yani öyle böyle değil, şaka mı bu dedirtiyor. Buyrun seyredin ve cevap verin REAL STEEL resmen "Iron Man meets Wolverine meets Transformers meets Fight Club meets Bring It On" değil mi?



Hugh Jackman 2000 yılından beri 4 tane X-MEN filminde, iskeleti tamamen metalden oluşan bir kahramanı canlandırırken, 2011'de kalkıp Robert Downey Jr'ın kostümünü ödünç alarak Transformer'larla yasadışı yeraltı boks maçları yapacak gibi görünüyor.

Kinaye bir yana, REAL STEEL Transformers'ın 3. filmiyle 2011 Temmuz ayında gişelerde kapışmaya girecek. Ve filmdeki en heyecan verici faktör LOST bittikten sonra acaba hangi projelerde oynayacak bu abla dediğimiz Evangeline Lilly'nin bazı sahnelerde gözükecek olması.

DEDİKODULAR: Matt Damon 'Elysium' kadrosuna katılmak için görüşmelerde

Peter Jackson destekli DISTRICT 9 ile bir gecede kariyerinde sınıf atlayan yönetmen Neill Blomkamp, yeni bir bilim-kurgu projesiyle uğraşıyor. ELYSIUM'un Kapalı kapılar ardında, gizli saklı geliştirilen ve burnundan kıl aldırmayan projelerden biri olacağı şimdiden belli oldu. Hatta film önümüzdeki seneye kadar dağıtımcıların önüne sürülmeyecek gibi gözüküyor. Filmin önce başrol oyuncuları belli olacak. Neill Blomkamp'ın District 9'da başrolü teslim ettiği Sharlto Copley, Elysium'da da karşımıza çıkacak. Matt Damon ile görüşmeler ise daha işin çok başında.

Matt Damon ve Sharlto Copley

TAZE HABER: CLOSER önümüzdeki yıl son bulacak

TNT kanalının gururu, bol ödüllü, istikrarlı reytingleri olan THE CLOSER 2011'de 7. sezonuyla birlikte seriyi kapatacağını açıkladı. Bu karar, dizinin kanalla kontratından veya reytinglerden kaynaklanan bir durum değil. 7 yılın sonunda dizinin başrol oyuncusu Kyra Sedgwick'in diziden ayrılma kararı ile, serinin son bulacağı açıklandı. Sedgwick diziyi, geçen Ağustos'ta kazandığı Emmy ödülüyle birlikte iyi bir notla bırakıyor.



Küçük bir not daha: Uzun ve başarılı bir seriden sonra diziden ayrılma kararını The Office dizisiyle ilgili Steve Carell de geçtiğimiz günlerde aldı. Ama The Closer başrol oyuncusuna daha bağımlı bir seri olduğu için, dizinin Kyra Sedgwick'in ayrılmasından sonra devamlılığı söz konusu değil. The Office cephesinden ise dizinin iptaliyle ilgili bir anons yok. Hem The Closer hem The Office Warner Brothers stüdyosundan çıkan TNT ve NBC kanallarına satılan diziler. Bunu söylemişken Amerika'nın TV sisteminin nasıl işlediği ile ilgili çok yakında detaylı bir yazı serisi ekleyeceğimi de haber vereyim.

Thursday, December 9, 2010

TEASER: Transformers3 Dark Of the Moon


Taze taze yeni çıkmışından, Transformers serisinin 3. filmi Dark Side Of the Moon'un teaser fragmanı. Hollywood'un en Amerikancı, en militan yönetmeni Michael Bay'e yakışacak şekilde, film 1 Temmuz 2011'de, Amerika'nın Bağımsızlık Günü haftasında gösterime girmeye hazırlanıyor.

Fragmanın sonundaki diyalog diyor ki fazla söze gerek yok:

Ay: Gördüğümüz şeye inanamayacaksınız.
....
Houston: Yalnız değiliz değil mi?
Ay: Hayır Efendim. Yalnız değiliz.




Transformers Dark of the Moon trailer


Fragmanın en kalitelisinden HD versiyonunu izlemek istiyorsanız: http://www.transformersmovie.com/

Bilbord'dan al haberi: Tangled (Rapunzel)

Tangled Amerika'da 24 Kasım'da gösterime girdi. Gösterime gireli iki hafta oldu ve filmin gişe rakamları bugün itibariyle,
Amerika çapında: $98,875,621
Dünya ülkelerinde: $45,200,000
Toplam: $144,075,621
Filmin bütçesi: $260,000,000

Burada ters giden şey ne peki? Nasıl oldu da genel seyirciye açık bir aile filmi gişelerde bu kadar sürünür vaziyette kaldı ve bütçesinin yarısını iki hafta içerisinde zar zor çıkardı?

Tangled bilbordu, Franklin and Highland 


Öncelikle günah keçisi Marketing departmanını suçlayalım. Nasıl olsa adetten. Ama bu sefer gerçekten  ne çocukların ne de ailelerinin koştura koştura sinemaya gitmesine sebep olacak bir kampanya yapmış değil Disney. Fragmanlara bakılırsa, filmin kahramanı Rapunzel, evden kaçıp, kendini tehlikeli maceralara atan ve bu süreç içerisinde beyaz atlı prensinin karşısına çıkmasını bekleyen bir genç kız. Daha ilk bakışta, ailelerin gözünde çocuklara kötü örnek bir kahraman sunmasının yanında, 70 sene önce de Disney'nin bize sattığı aynı hikayenin geri dönüşümü olduğu izlenimini bırakıyor. 

Disney'nin aylardır eleştiri yağmuruna tutulan Marketing Departmanı kadrosunu baştan aşağıya değiştirme hareketinin pek de iç açıcı sonuçlar vermediğini görmeye başladık. Stüdyo, Tangled'a üvey evlat muamelesi yaparken, bu kışın en agresif marketing kampanyasını 17 Aralık'ta gösterime girecek olan Tron Legacy'ye ayırdı. Önümüzdeki haftanın rakamlarıyla Disney Marketing'inin 2010'u alnının akıyla kapatıp kapatmayacağı ortaya çıkacak.

Marketing'e taş atmayı bir kenara bırakalım, Tangled, diğer yandan Harry Potter 7 fırtınasının ikinci haftasına takıldı. 19 Kasım'da gösterime giren ve seyircilerinin aylar boyunca beklediği Harry Potter, Tangled'a sadece seyircisinden arta kalanları bıraktı. 10 Aralık'ta Chronicles of Narnia ve 17 Aralık'ta Tron'un gösterime girmesiyle Tangled gişelerinin dibe vuracağı şimdiden belli.

En önemlisi ise, Tangled, aile eğlencesi animasyon filmlerinin, sanıldığı kadar otomatik gişe garantisi olmadığını gösteriyor. İster 3D olsun ister olmasın. Seyirci artık gerçekten seçici davranıyor. Sadece kalitesine güvendiği filmlere gidiyor. İlk haftasında seyircinin güvenini ve ilgisini kaybettikten sonra, gişe kahramanı aile filmleri bile kendilerini bir kara deliğin içerisinde bulabiliyorlar. Disney bile, ne kadar istikrarlı ve kaliteli ürün sunsa da, senede bir para kaybeden zayıf filmler çıkarabiliyor.

Monday, November 29, 2010

TAZE HABER: 2011 Oscar'larını James Franco ve Anne Hathaway sunacak

Endüstride bu haftanın en magazin yüklü haberi. 27 Şubat 2011'de gerçekleşecek Oscar Ödül Töreni'nin sunucularının, genç James Franco ve Anne Hathaway olacağı ilan edildi. 

Bu sürpriz iki oyuncuda karar kılınmasında en büyük etken, Saturday Night Live programında verdikleri etkili performanslar. Saturday Night Live,  kendi komedyen ekibinin yanında her Cumartesi yeni bir ünlüyü konuk ediyor. Canlı bir komedi programı olduğu için, SNL en kaşarlanmış ünlülere bile heyecandan ter döktüren bir sahne. Bazı konuk sunucuların performansları unutulup giderken, bazıları SNL'in zorlu sınavından alınlarının akıyla geçiyorlar ve birden fazla kere SNL'e konuk oluyorlar. Tesadüf o ki, SNL'deki konuk sunuculuk rekorunu (15 kere) paylaşan Alec Balwdwin ve Steve Martin, geçtiğimiz yılın Oscar'larında da ortaklaştılar.

Öyle ki Akademi üyeleri, artık Oscar sunucularını SNL konukları arasından seçmeye karar vermiş gibi gözüküyor. Bu sene ise Steve Martin ve Alec Baldwin gibi daha oturaklı isimler yerine, genç ama kariyerlerinde son derece sıra dışı işler yapmayı başarmış olan Hathaway ve Franco'ya bu hakkı veriyorlar. Anne Hathaway Hugh Jackman'ın sunduğu 2009 Oscarlarında, Kodak sahnesinde hem sesini hem de ayaklarını konuşturma fırsatı bulmuştu. O yüzden Oscar sunuculuğuna çok da yabancı değil. Ayrıca, geçtiğimiz hafta SNL'in Şükran Günü programını sundu. James Franco da 2009 Aralık'ında sunduğu SNL ile rating rekorları kırmıştı. Geçtiğimiz hafta Franco'nun katılacağı Inside the Actor's Studio programında, aşırı talepten dolayı olay çıktığının haberleri dolaşıyordu. 



Tabi tüm bunların altındaki gizli ama bariz stratejik amaç Oscar gecesine genç izleyicilerin odağını çekmek. Akademi başkanları da televizyon yapımcıları gibi düşünmek zorundalar, zira Akademi'nin tüm gelirleri yılda bir kez yapılan bu ödül töreninden geliyor. Bununla birlikte Akademi birçok burs ve eğitim olanakları sağlayan bir kurum. Bu yüzden 27 Şubat 2011'de seyircileri ekran başına kilitleyecek yegane program olmak için, ne kadar kapı varsa hepsini zorlamak durumundalar. Hathaway ve Franco ikilisi üzerinde de doğru bir karar almış gibi gözüküyorlar. İki oyuncunun adları skandallara karıştıkları, hapislere düştükleri, rehab'lere kapandıkları için bu kadar çok duyulmuyor. Sıradışı, başarılı, seviyeli kariyerleri ve komedi yetenekleri sayesinde, Akademi'nin klasına yaraşır birer parlak yıldız oldukları için.

Son bir not: İki oyuncunun Amerika'da şu anda gösterimde olan filmleri var. James Franco Danny Boyle yönetmenliğinde 127 Hours'da başrolde. Anne Hathaway ise, Jake Gyllenhall ile, Love and Other Things'in başrollerini paylaşıyor. 

Thursday, October 28, 2010

Bilbord'dan al haberi: SAW 3D

Gelmiş geçmiş en başarılı uzun metrajlı film serisinin SAW (Testere) filmlerini olduğunun sözünü bile etmek neredeyse kulağa saçma geliyor. Ama gerçek bu. Şimdi her yaştan, genel seyirciye hitap eden, 30 senedir dünyanın her yerinden seyircinin aklını alan Star Wars fenomenini bir kenara koyalım. Hem macera hem de çocuk filmi olan ve sırf bu yüzden zaten gişe rekorları kıracağı garanti olan büyük bütçeli prodüksiyon Harry Potter'a da hiç girmeyelim. SAW neden gelmiş geçmiş en başarılı film serisi ona bakalım.

Düşük bütçesiyle, 18+ yaş sınırı ile daha çok erkek seyirciye hitap eden, korku janrasında bir film olarak, kafadan gişelere gidecek seyirci sayısını 7'de birine indiren TESTERE serisi, 6 yıl içerisinde 6 tane filmi sapır sapır çıkardı ve hepsinin bütçesinden en az %100 kar edebildi. Böyle bir korku filminin başka hiçbir örneği yok.

SAW (TESTERE) serisinin yapımcıları Twisted Pictures'ın binasının üzerinde SAW posteri.

SAW 7, 5 Kasım'da, Cadılar Bayramı'ndan bir hafta sonra 3 boyutlu olarak gösterime girecek. 3 boyutlusunu yapmasalardı ayıp olurdu zaten. Filmin bütçesi, serinin en yükseği: 17 milyon dolar. Ve buna rağmen genel dağıtımla 2000 üzeri sinema ekranında gösterime girecek bir film için 17 milyon çok komik bir bütçe.

Bu kadar lafını ettikten sonra Saw filmlerinin dünden bugüne bütçelerini ve sadece Amerika'da kaç para kazandığını bir görelim.

SAW (2004)      Bütçe: 1.2 milyon $    Gişe: 55.2 milyon $   Dünya çapı: 103 milyon
SAW II (2005)   Bütçe: 4 milyon $       Gişe: 83 milyon $      Dünya çapı: 147 milyon
SAW III (2006)  Bütçe: 10 milyon $     Gişe: 80.2 milyon $   Dünya çapı: 164 milyon
SAW IV (2007)  Bütçe: 10 milyon $     Gişe: 63.3 milyon $   Dünya çapı: 139.3 milyon
SAW V (2008)   Bütçe: 10.8 milyon $  Gişe: 56.7 milyon $   Dünya çapı: 113.8 milyon
SAW VI (2009)  Bütçe: 11 milyon $     Gişe: 27 milyon $      Dünya Çapı: 66 milyon

Serinin en son filmi sadece 27 milyon $ ile, şimdiye kadarki en düşük gelirini kaydetmiş olsa da, toplam sayılara bakılınca yine büyük kar etmiş durumda. Hollywood ise doğal olarak kuyu tamamen kurumadan suyunu çıkarmaktan vazgeçmiyor bu serinin. Bütçesine göre büyük karlar getirmeye devam eden, işe yarayan bir projenin ucunu neden bıraksınlar ki? Ne de olsa amaç sanat yapmak değil para kazanmak.

Wednesday, October 27, 2010

Bilbord'dan al haberi: Due Date

Warner Brothers, bir türlü doğru dürüst para yapmayan, bayık komedi filmleri çıkarıp dururken, bu lanetten 2009'da Hangover sayesinde kurtuldu.

Hangover'ın yönetmeni Todd Phillips ise Old School'dan (2003) beri, cesaretli, arsız, yüzsüz karakterlerin oynadığı, kültürel bir fenomene dönen ve gişeleri altüst eden bir filme girişmemişti. Önce Hangover filmiyle bu döngüyü kırdı. Hangover 2'nin çekimleri başlarken, Todd Phillips'in, yeni tamamladığı Due Date gösterime girmek üzere ve Hollywood bilbordlarında bu hafta en sık görülen başlıklardan biri.

Son birkaç yılda, kariyerinin ikinci ve en büyük çıkışını yapan, nerdeyse her düzgün, seyredilesi, aksiyon, komedi filminde karşımıza çıkan, çok çalışkan oyuncu Robert Downey Jr.'a, Hangover'dan sonra yıldızı parlayan bir o kadar çalışkan Zack Galifianakis eşlik ediyor.

Due Date, Amerika'da 5 Kasım'da gösterime girecek.


Monday, October 25, 2010

Bilbord'dan al haberi: No Ordinary Family

Hazır konuya girmişken, çok uzaklaşmadan hemen No Ordinary Family'den bahsedelim. Dizi ABC kanalında bu sezon gösterime girdi. Bu sonbaharda başlayan çaylak bir saatlik dramalar arasında şu ana kadar en başarılı ve istikrarlı giden dizilerden biri oldu. Nitekim ABC kanalı No Ordinary Family için yeni bir sezon daha ısmarladı. Bir uçak kazası sonrası süper güçlerini keşfeden, sıradan bir Amerikan ailesinin maceralarını bu sezon bittikten sonra en azından 22 bölüm daha izleyeceğiz gibi gözüküyor.

No Ordinary Family Highland ve Franklin üzerindeki bilbordda. Bununla birlikte birçok binaların duvarlarında, otobüs duraklarında, şehrin her yerinde.

No Ordinary Family'de Dexter mezunu Julie Benz ile The Shield ve Fantastic 4'dan tanıdığımız Michael Chiklis oynuyor. Dizinin yaratıcılarından Greg Berlanti en son 5. sezonuna giren kadayıf dizi Brothers and Sisters'ın uzun süre yapımcılığını üstlenmişti.

Dizinin konusunu ve karakterlerini Pixar yapımı The Incredibles'a benzetmemek elde değil. Anne baba, abla ve erkek kardeş dörtlüsünün süper güçleri tam olarak aynı değil ama ortak noktalar gözden kaçmıyor. Süper güçlülerin cirit attığı eski ABC dizisi Heroes'a göre daha ailevi, komedi faktörü içeren, daha aydınlık bir dizi No Ordinary Family. Tarihe geçecek kadar özgün ve unutulmaz bir parça olmayacağı kesin ama reytinglere göre şimdilik Amerikan seyircisi hayatından gayet memnun.